Güneş’in Şimdiye Kadar Çekilmiş En Detaylı Fotoğraflarındaki Gizemli Parıltı Gözlerinizi Alacak!

Güneş’in görüntülerine her gördüğümüzde hayranlıkla bakıyoruz ancak şimdiye kadarki çekilmiş en detaylı görüntülerini henüz görmediniz. Dünya üzerindeki en büyük ve en güçlü güneş teleskobu Güneş’in yüzeyinin yakından görüntülerini kaydetti. Güneş’in yüzeyindeki parıltılara gelin, bir de yakından bakalım…

Kaynak: https://www.science.com/captivating-c…

Diğer gezegenlerle ilgili sorularımız hiç bitmiyor ancak büyüleyici ışığından olsa gerek Güneş’e merakımız her geçen gün daha da artıyor.

Bilim insanları sonunda merakımızı giderecek ve hatta görenleri büyüleyecek kadar yakından Güneş’in fotoğrafını yayınladı.

Dünya üzerindeki en büyük ve en güçlü güneş teleskobuyla Güneş’in yüzeyinin nefes kesen görüntüleri kaydedildi.

Daniel K. Inouye Güneş Teleskobu’nun gözlemleri, yepyeni görüntüleri ile güneş lekelerinin, yüzeydeki konvektif hücrelerinin ve güneş atmosferindeki plazmanın hareketinin ayrıntılarını yaklaşık 20 kilometre (kabaca 12 mil) çözünürlüğe kadar gözler önüne serdi.

Bu ölçeklerde plazma yapıları bir tablodaki fırça darbelerine ve dokulara benzetilir. Mesafeleri bir bağlama oturtmak gerekirse, tek bir güneş konveksiyon hücresi ortalama olarak ABD’nin Teksas eyaletinden sadece biraz daha küçüktür, diye aktarılıyor.

Araştırmacıların güneş yüzeyinde meydana gelen süreçleri anlamak için yüzeyi en ince ayrıntısına kadar analiz etmek için çektikleri bu görüntüler kısa zamanda viral oldu.

Genellikle gezegenimizin tamamından daha büyük olan güneş lekeleri, manyetik alanların alışılmadık derecede güçlü olduğu, nispeten düşük sıcaklıkları sayesinde çevre bölgelerden daha koyu görünen, tipik olarak kısa ömürlü lekelerdir.

Aynı zamanda Güneş’in daha şiddetli patlamalarıyla da ilişkilidirler: manyetik alan çizgileri birbirine dolandıkça, koptukça ve yeniden bağlandıkça, koronal kütle atımları ve güneş patlamaları şeklinde inanılmaz enerji patlamalarını serbest bırakırlar.

Güneş lekesi aktivitesi sabit değildir. Yaklaşık 11 yıllık döngülerle bağlantılıdır; bu döngüler sırasında güneş lekesi ve patlaması aktivitesi solar maksimumda zirveye yükselir ve solar minimumda neredeyse sıfıra düşer.

Solar maksimumda Güneş’in kutupları yer değiştirir; şu anda 2025 yılında gerçekleşmesi beklenen solar maksimuma giden yoldayız, ardından solar aktivite bir kez daha azalmaya başlayacak.

Bu güneş döngülerini neyin yönlendirdiği ya da güneş lekelerini neyin yarattığı bilinmemektedir. Ancak bu bilgi bizler için büyük önem taşıyor.

Çünkü güneş lekeleriyle sıklıkla ilişkilendirilen koronal kütle atımları, Dünya’nın manyetik alanına çarpan ve teknolojik olarak bağımlı yaşam biçimimizde bir dizi aksaklık riski taşıyan yüklü parçacıklardan oluşan devasa bulutlar gönderebilir.

Örneğin, umbra (ortadaki karanlık noktalar) var. Umbrada görülen parlak lekeler umbral noktalar olarak bilinir. Penumbra, umbranın etrafındaki daha parlak bölgedir. Bu bölge penumbral filamentler olarak bilinen parlak iplikçiklerle karakterize edilir.

Bazen, güneş lekesi benzeri, umbrası olan ancak çevresel penumbrası olmayan konsantre manyetik alan bölgeleri görülebilir. Bunlar güneş gözenekleri olarak bilinir; bir penumbra oluşumu için gerekli koşullar sağlanmadığında oluşurlar.

Ve bir güneş lekesi bozulmaya ve yok olmaya başladığında, ışık köprüleri tarafından geçilebilir. Daha fazla çürüme, güneş lekesinin penumbrasını kaybetmesine neden olur; bu kayıp sürecini yakalamak çok zordur. Bu nedenle yakından incelemeyi sağlayan görüntüler oldukça önemli görülüyor.

Aşağıda görüldüğü gibi konveksiyon hücreleri güneş yüzeyine ya da fotosfere “patlamış mısır” dokusunu verir. Sıcak plazma hücrenin merkezinden yükselir, sonra kenarlara doğru ilerler ve soğudukça geri düşer. Bu konveksiyon hücreleri ya da granüller şaşırtıcı derecede büyüktür, 1.600 kilometre (994 mil) genişliğe kadar çıkarlar.

Fotosferin üzerinde güneş atmosferi ya da kromosfer bulunur. Bazen fibril veya spikül olarak bilinen ince, koyu renkli, fırça darbesi benzeri plazma iplikleriyle doludur. Saç teline benzerler, ancak fibril çapları genellikle 200 ila 450 kilometre (125 ila 280 mil) arasında değişir.

Fotosferden püskürürler ve birkaç dakika sürerler. Bilim insanları fibrillerin nasıl oluştuğunu bilmiyorlar, ancak kesinlikle çok fazlalar ve dağınık güneş manyetik alanının yönleri konusunda oldukça güvenilir göstergeler.

Bilim insanları Inouye’den elde edilen verilerin, bu büyüleyici güneş fenomeninin süregelen bazı gizemlerini çözmeye yardımcı olacağını umuyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir