Pavyonda yakalanmışlardı: Cezaevinde olması gereken 35 kişi için yeni karar

Kapalı cezaevlerinde cezalarının belirli oranda infazını tamamlayıp açık cezaevine geçmeye hak kazanan bazı mahkûmların, ailelerini görebilmek için izinli geldikleri Diyarbakır’da izin bitişi teslim olmayıp gardiyan, doktor ve hastane personeline rüşvet karşılığı hastaneye yatış yaptırdıkları, kayıtlara göre hastanede yatan hasta olmaları gerekirken dışarıda hatta eğlence merkezlerinde yakalanmıştı.

Olayla ilgili 55 sanıklı davada 35 sanık “Rüşvet almak, vermek, denetim görevini kötüye kullanmak” suçlarından 5 ila 30 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı.

TELEFON KAYITLARININ GERÇEKLİĞİ TESPİT EDİLMEMİŞ

Bölge İstinaf Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, doktor, infaz koruma memuru, hastane çalışanı ve mahkûmlardan oluşan 55 sanıkla ilgili kararı bozdu. Sanıkların telefon dinlemelerine takıldıkları gerekçesiyle cezalandırıldıkları belirtilmiş olsa da, bazı sanıkların tape kayıtlarını inkâr etmesi nedeniyle mahkemenin bilirkişiye ses analizi yaptırmadan tape kayıtlarını delil göstermesinin bozma nedeni olduğu vurgulandı.

“İYİ HAL” UYGULAMAMASININ GEREKÇESİNİ İZAH ETMEDİ

Kamu görevlisi olan doktor ve gardiyanların sabıkasız olmalarına rağmen mahkemenin sanıklar hakkında iyi hal indirimini düzenleyen 62. Maddeyi uygulamadığını gerekçeli kararında izah etmeyişi de bozma nedeni sayıldı. Sanıklar arasında rüşvet anlaşmasının varlığını gösteren fiziki takip tutanağı olmadığı gibi yine sanıklar arasında iletişim tespit tutanağının dosyada olmadığı ifade edildi.

“TESADÜF ELDE EDİLEN DELİL HUKUKEN GEÇERLİ OLAMAZ”

Hastane yatışlarının menfaat karşılığı yapıldığına dair somut delillerin dosya içinde yer almadığı belirtilen bozma kararında, tesadüf sonucu ele edilen delillerin hukuken geçerli olmadığı, teknik ve fiziki takiple ilgili mahkeme kararlarının usulüne uygun alındıktan sonra kolluk kuvvetlerinin dinleme yapabileceğini, aksi halde usule aykırı elde edilen delilin hukuken geçerli sayılamayacağı gibi; derhal imha edilmesi gerektiği ve delil olarak dosyaya konulamayacağına vurgu yapıldı.

Hastanede olması gereken bazı mahkumların pavyonda eğlenirken tesadüf sonucu polisin rutin kimlik kontrolü sırasında yakalanmalarıyla olay ortaya çıkmıştı. İstinaf, bu tesadüfün hukuken geçerli delil olamayacağını belirtti.

CEZAEVİNE GİTMEMEK İÇİN

Hükümlülerin izin bitimine iki gün kala rüşvet karşılığı doktor ve gardiyanlarla anlaştıktan sonra, kayıtlarda “Yatan hasta” görünmelerine rağmen dışarıda gündelik yaşamlarına devam ettikleri tespit edilmişti. Mahkûmların, Genel Cerrahi, Göğüs hastalıkları, Beyin Cerrahi, Ortopedi, Enfeksiyon hastalıkları, Fizik Tedavi ve Üroloji kliniklerinde hiçbir rahatsızlıkları olmadığı tespit edilmesine rağmen 3 ay ila 1 yıl arasında değişen sürelerle yatan hasta göründükleri ortaya çıkmıştı.

Hükümlülerin bu süre zarfında hastanede kalmayıp evlerine giderek aileleriyle birlikte kaldıkları, gündüzleri dışarıda sıradan vatandaş gibi yaşamlarını sürdürdükleri ifade edildi. Yerel mahkeme gerekçeli kararında, hükümlülerin 1 aylık Fizik Tedavi kliniğine yatış yaptırdıkları, bu 1 aylık sürenin dolmasına 2 gün kala bu kez 1 aylık Ortopedi, ardından Üroloji kliniklerine yatış yaparak cezaevine gitmediklerine vurgu yapılmış, rüşvet çarkının doktorlar, gardiyanlar ve mahkûmlar ile bu işe arabuluculuk edenler arasında periyodik olarak döndüğüne dikkat çekilmişti

ÖNCE YATIŞ, SONRA DIŞARI

Hükümlünün gardiyanlar tarafından hastane dışına çıkmasına göz yumulduğu, dışarıda vakit geçirdiği ve tekrar geri hastaneye dönerek bu kez Göğüs Hastalıkları servisine yatışının yapıldığı ifade edildi. Sanık doktorların, hasta olmadıkları halde usulsüz yatış yaparak maddi menfaat temin ettikleri, gardiyanların para karşılığı yatışı yapılan hükümlülerin hastane dışına çıkmalarına göz yumdukları belirtilmişti. Mahkeme delil durumuna göre 35 sanığı 5, 10 ve 30’ar yıl arasında değişen hapisle cezalandırmıştı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir